Assoc. Prof. Dr. Mithat DURAK Clinical Psychologist

Future of mankind is dependent on academic studies surrounded with ethical values. The future independent from science creates fear only.
Mithat DURAK, 05.02.2009, Bolu

Öğrencilerimin Huzurevi İzlenimleri

13.08.2012Doç. Dr. Mithat Durak

HUZURLU BİRGÜN

Bu huzurevi ziyareti ile sıcak tanışmaların, hemen kaynaşmaların yaşandığı bir ortama girmiştim. Yaş arttıkça beraberinde tecrübeyi de getirir ya onun etkisiyle mi bilmiyorum ama huzurevinin sakinleri adeta torunlarıymışız gibi kucak açtılar bize. Bazıları adeta büyük bir gururla uzun yıllardır orda yaşadığını söylerken bazıları da “daha taze gelinim ben burada” diyerek ifade ediyordu yeni geldiğini. Kimisinde daha belirginken yaşama sevinci biraz hüzün vardı kiminin gözlerinde... Kimisinin dilinden ise sitemkar sözcükler dökülüyordu… Güler yüzlü personel, temiz hava, güzel yemekhane ve güzel yemekler… Yetiyor muydu acaba mutlu olmak için? Bunu düşündüm ordayken sanki bir şeyler eksikti çünkü. Sonra gitmeye yakın belli ki henüz orda kalmayı kabullenememiş bir amca, biraz da öfkeli bir halle, “ Altın yataklar olsa ne olur yerde bile olsa evinde yatmak, torunlarınla aynı tastan yemek yemek gibisi var mı?” diyordu. Belki de bu cümle birçok huzurevi sakininin hatta benim bile hislerime tercüme oluyordu. Huzurevi sanki annesi babası olan bir çocuğu kimsesizler yurduna bırakmak gibiydi yani altın tepsi içinde sunulsa bile imkanlar bir şeyler hep eksik kalacaktı…

Serap SELEN

 

ZİYARETE GİDİN...

Bir gün huzurevine ziyarete gitmeyi düşünürseniz, kapıdan girdiğinizde nelerle karşılaşacağınızı hayal etmeye başlarsınız. Ama oraya vardığınızda her şey hayal ettiğinizden çok daha farklı sahnelenir. Siz bir kaç yaşlı insan hayal edersiniz. Bazıları huysuz, çekilmez; bazıları da aksidir size göre. Oysa yolunuz düşerse anlarsınız ne kadar yanıldığınızı. Aslında onların çoğu hayat dolu; oysa onların yaşamı dört elle tutunuşlarını göremeyen bizleriz. Nedense içinde yaşama sevincini, mutluluğu barındıran bu çınarları görebilmek zor gelir bizlere. Her zorlukla başedebilen çınarlar artık toplumdan itildi. Bazılarınınsa soyutlanıldıkları yetmedi, tarafına bile uğranılmaz oldu. Halbuki imkan verildiğinde bir çoğu yaratıcı, üretken ve hayat dolu. Siz yalnızca gidin ve tadın!

Hatice ŞENEL

 

AYNI HAYATTA FARKLI YAŞAMLAR

Hayat ne kadar tek düze öyle değil mi? Doğar büyür ve yaşlanıp ölürüz. İster profesör olun, ister dilenci olun bu kural istisnasız herkes için geçerlidir. Buna verilecek en güzel örnek huzurevinde karşılaştığımız Leman Teyze ve Fatma Teyze. Leman Teyze; üniversite mezunu, Fransızca biliyor, valilikte üst düzey yönetici olarak çalışmış, dünyanın her tarafını dolaşmış, hiç evlenmemiş yani kısacası hayatını kendisi için harcamış. Fatma Teyze ise ilkokul mezunu, evlenmiş ve çocukları olmuş. Eşiyle birlikte çocuklarını yetiştirebilmek için çok çalışmışlar. Hayatlarının sonlarına doğru daha rahat yaşayabilmek için eşyalarını satarak huzurevine yerleşmişler, ancak iki sene sonra Fatma Teyze'nin eşi vefat etmiş. Şimdi huzurevinde yalnız başına yaşıyor. Bu iki insanın hayat tarzları ne kadar zıt olsa da hayat onları aynı noktada buluşturmuştu. Şimdi ikisi de aynı huzurevinde kendilerine yalnızlıklarını unutturacak bir çift göz bekliyorlar. Aslında son başlangıçta vardır. Bütün canlılar gibi anne karnında oluşmaya başladığımız ilk günden itibaren yaşlamaya başlarız. Hayatı bu tekdüzelikten kurtaracak tek şey ise aldığımız kararların bize verdiği hazdır. Hiçbir insan hayatın bu tekdüzeliğinden kaçamaz ama her insan aldığı kararlarla bu tekdüze hayata bir renk katabilir.

Ayşe KALKAN

yorum